+90 501 350 63 44 info@bilgehanaydin.com.tr Pzt - Cmt: 09:00 - 19:00
Defterdar Mah. Fethi Çelebi Cad. No.15 Eyüpsultan / İstanbul

Meme Büyütme: Silikon İmplant Seçiminde 5 Önemli Kriter

Cerrahın eldivenli ellerinde silikon meme implantı

Meme büyütme muayenesinin en uzun kısmı ameliyatın anlatılması değil, implantın seçilmesidir. Hastalar genellikle bir fotoğrafla gelir: “Böyle olsun istiyorum.” Fotoğraftaki kişinin boyu, omuz genişliği, kaburga yapısı ve mevcut meme dokusu hastanınkinden farklıysa, aynı implant aynı sonucu vermez. Bu yüzden seçim, bir katalogdan beden seçmek gibi değil; birkaç ölçüt üzerinden sizin vücudunuza göre yapılan bir hesap. Aşağıda bu ölçütleri, muayenede konuştuğumuz sırayla anlatıyoruz.

1. Hacim: “Kaç cc” sorusu neden yanıltıcı?

Hastaların ilk sorusu neredeyse her zaman hacimle ilgili: “300 cc büyük mü?” Cevap, kime takıldığına bağlı. Aynı 300 cc, dar göğüs kafesli ve ince bir kadında belirgin bir büyüme yaratırken, geniş omuzlu ve uzun boylu bir kadında zar zor fark edilir. Bu yüzden önce meme tabanının genişliğini milimetreyle ölçüyoruz. İmplantın taban çapı, meme tabanınızdan geniş olamaz; olursa implant koltuk altına ya da orta hatta taşar ve doğal durmaz. Bu ölçüm, seçilebilecek hacim aralığını kendiliğinden belirler.

Bir de sütyen bedeni meselesi var. “Bir beden büyüsün” isteği anlaşılır, ama sütyen bedenleri markadan markaya o kadar değişiyor ki planlamada ölçü olarak kullanılamıyor. Muayenede sütyen içine konan deneme implantları ile farklı hacimleri giysi altında görmenizi sağlıyoruz. Çoğu hasta bu denemeden sonra ilk söylediğinden farklı bir hacme karar veriyor; bazen daha büyük, çoğu zaman daha küçük.

Göğüs çevresini mezura ile ölçen kadın
Meme tabanı genişliği, göğüs kafesi çapı ve mevcut doku kalınlığı milimetreyle ölçülür. Hacim seçimi bu ölçülerin izin verdiği aralıkta yapılır, sütyen bedenine göre değil.

2. Şekil: Yuvarlak mı, damla mı?

İmplantlar iki temel şekilde üretiliyor. Yuvarlak implant her yöne simetriktir, üst kutba da dolgunluk verir ve dekolte hattını belirginleştirir. Anatomik ya da damla şeklindeki implant ise alt tarafı daha dolu, üst tarafı eğimlidir; doğal memenin profilini taklit eder. Kulağa anatomik olan daha doğal geliyor, ama pratikte durum biraz daha karmaşık.

Ayakta durulduğunda yumuşak jelli yuvarlak implant da yerçekimiyle damla şeklini alır; iki tür arasındaki fark, dik durur pozisyonda sanıldığından azdır. Anatomik implantın ise kendine özgü bir riski var: Cebinin içinde dönerse memenin şekli bozulur ve düzeltmek için ameliyat gerekir. Bu yüzden anatomik implantı özellikle meme dokusu çok az olan, üst kutbun aşırı dolu görünmesini istemeyen hastalarda tercih ediyoruz. Mevcut dokusu olan çoğu hastada yuvarlak implant doğal ve güvenli bir sonuç veriyor.

3. Profil: Aynı hacim, farklı çıkıntı

Hastaların en az bildiği ölçüt bu. Aynı hacimdeki iki implant farklı taban çapı ve farklı yükseklikte olabilir. Düşük profilli implant geniş ve yayvandır; yüksek profilli implant daha dar tabanlı ve öne doğru çıkıntılıdır. Dar göğüs kafesli bir hastada istenen hacme ulaşmanın yolu, taban çapını aşmadan profili yükseltmektir. Geniş tabanlı bir hastada ise orta profil daha dengeli durur. Profil kararı tamamen ölçümlere dayanır; hastanın “doğal” ya da “belirgin” tercihine göre bir iki kademe oynanabilir ama sınırları anatomi çizer.

4. Yüzey ve dolgu: Pürüzsüz mü, dokulu mu?

Günümüzde kullanılan implantların neredeyse tamamı kohezif silikon jel içeriyor; kabuk yırtılsa bile jel dağılmıyor. Serum fizyolojikli implantlar artık özel durumlar dışında tercih edilmiyor, çünkü dokunuşu daha az doğal ve dalgalanma yapma eğilimi daha fazla.

Yüzey konusu daha tartışmalı. Dokulu yüzey, implantın cebinde kaymasını önler ve anatomik implantlarda zorunludur. Ancak 2019’dan sonra, belirli kaba dokulu yüzeylerle ilişkilendirilen nadir bir lenfoma nedeniyle bazı ürünler piyasadan çekildi. Bugün yuvarlak implantlarda pürüzsüz veya mikro dokulu yüzeyleri tercih ediyoruz. Hangi markanın hangi yüzey tipinin kullanılacağını hastaya açıkça söylüyor ve implant kartını teslim ediyoruz. Bu kartı saklamanız yıllar sonra yapılacak kontrollerde işinizi kolaylaştırır.

Mor örtü üzerinde farklı boyutlarda dokulu yüzeyli silikon meme implantları
Aynı markanın implantları farklı taban çapı, profil ve yüzey tipinde üretilir. Doğru kombinasyon hastanın ölçülerine göre belirlenir.

5. Yerleşim: Kas altı mı, kas üstü mü?

Bu, implantın kendisiyle değil nereye konacağıyla ilgili ama seçimi doğrudan etkiliyor. Kas üstü yerleşimde implant meme dokusunun hemen altına, göğüs kasının üstüne konur. Ameliyat sonrası daha az ağrı yapar, spor yapanlarda kas kasıldığında implantın hareket etmesi sorunu olmaz. Ancak meme dokusu ince olan hastalarda implantın kenarları görünebilir ve üst kutupta dalgalanma riski artar.

Kas altı yerleşimde implantın üst kısmı göğüs kasının altına girer. Üst kutup daha yumuşak bir geçişle örtülür, mamografi daha kolay değerlendirilir ve kapsül kontraktürü riski biraz daha düşüktür. İlk haftalarda gerginlik ve ağrı daha fazla, iyileşme biraz daha uzun olur. Çoğu hastada iki yöntemin karışımı olan çift düzlem tekniğini kullanıyoruz: İmplantın üstü kas altında, altı meme dokusunun altında kalır. Hangi düzlemin seçileceğini, çimdik testiyle ölçtüğümüz doku kalınlığı belirler; iki santimetrenin altındaysa kas altı neredeyse zorunlu hale gelir.

Kesi yeri de bir karar

Beş kriterin dışında kalan ama sıkça sorulan bir konu daha var: İmplant nereden girer? Üç seçenek var. Meme altı kıvrımından yapılan kesi en yaygın olanıdır; en iyi görüşü sağlar, her tür implant için uygundur ve izi kıvrımın içinde saklanır. Meme başı çevresinden yapılan kesi, areola yeterince genişse izsiz gibi iyileşir ama süt kanallarından geçtiği için emzirme ve his açısından küçük bir ek risk taşır. Koltuk altından giriş, memede hiç iz bırakmaz ancak anatomik implantlar ve büyük hacimler için uygun değildir. Çoğu hastada meme altı kıvrımını öneriyoruz; dört beş santimlik bir iz, bir yıl sonra ince ve soluk bir çizgiye döner.

İmplant yerine yağ enjeksiyonu olur mu?

Son yıllarda sıkça sorulan bir alternatif de bu. Kendi yağınızın karın ya da bacaktan alınıp memeye enjekte edilmesi, yabancı cisim istemeyen hastalar için cazip geliyor. Ancak sınırları net: Tek seansta kazanılan hacim genellikle yarım beden civarında kalıyor, enjekte edilen yağın bir kısmı eriyor ve yeterli yağ deposu olmayan zayıf hastalarda uygulanamıyor. Belirgin bir büyüme isteyen hastada tek başına yeterli olmuyor. Buna karşılık implantla birlikte kullanıldığında çok işe yarıyor: İmplantın kenarlarını yumuşatmak, dekolte hattındaki boşlukları doldurmak ve iki meme arasındaki küçük farkları dengelemek için ideal bir tamamlayıcı. Yani soru çoğu zaman “implant mı, yağ mı” değil, “implanta yağ eklensin mi” oluyor.

Muayenede neler oluyor?

İlk görüşme kırk beş dakika civarı sürüyor. Önce beklentinizi dinliyoruz; getirdiğiniz fotoğraflar işe yarıyor, çünkü “doğal” kelimesi herkes için farklı bir şey ifade ediyor. Sonra ölçüm: meme tabanı genişliği, meme başı ile kıvrım arası mesafe, doku kalınlığı, iki taraf arasındaki fark. Hemen her kadında iki meme birbirinden biraz farklıdır; bu farkı ameliyat öncesinde tespit edip bazen iki tarafa farklı hacim koyarak dengeliyoruz. Ardından deneme implantlarıyla sütyen içinde prova. En sonunda iki ya da üç seçeneğe iniyor ve kararı birlikte veriyoruz.

Şunu da söyleyelim: Muayeneden “bugün karar verin” baskısıyla çıkmazsınız. Birçok hasta ölçümleri ve önerileri alıp birkaç hafta düşündükten sonra geri dönüyor. Bu ameliyatta acele etmenin hiçbir avantajı yok; doğru implantla yapılmış bir ameliyat ise yıllarca sizinle kalıyor.

Bu yazıyı paylaş
WhatsAppTelegramXFacebook